Kime sorsan aşık olmak istiyor, yalan dolan bilmeyen sıcak, sadık, güven veren birisi ile yaşanacak büyük bir aşkın hayalini kuruyor.

Hele ki sorduğum kişi yirmilerinde genç bir hanımsa, hayalindeki sevgiliyi anlatırken en yumuşak, en sevecen haliyle öyle bir tarif çıkıyor ki ağzından; aklımda, başında haresi olan, nur yüzlü, aksakallı bir dedenin gençlik hali canlanıyor!!!

Lakin pratikte pek de öyle olmuyor bu genç hanımın aşk serüveni.

Bir bakıyorum ki aynı genç hanım, aksakallı dedenin kötü kalpli ikiz kardeşi karanlıklar prensini bulmuş ve iki gözü iki çeşme kendisine yaptığı kötülüklere rağmen deli divane aşık.

Ee, ne oldu senin kalbin kadar temiz genç delikanlı hayaline kuzum?

Yok olmaz, o delikanlılara ‘Aman be bırak şu sümsüğü’ der geçer kızımız.

Tabi bu arada erkekler cephesinde de durum pek farklı değil.

Annemin ‘kızımın çeyizi’ diyerek tanıştırdığı, neredeyse çocukluğumdan beri hayatımda olan bir arkadaşım var. Kendisi 1.80 boyunda oldukça yakışıklı, atletik yapılı, romantik ve bu devirde şaşkınlık yaratacak kadar da dürüst bir adam.

Bütün kadınların hayalini kurduğu bu; yalan dolan bilmeyen, sıcak, sevecen adamın hayatında sekiz aydan fazla süren bir ilişkisi olmadı. İlişki yaşadığı kadınların neredeyse hepsi, bir serseri için onu terk etti. Ara sıra başının üstünde hare çıktı mı acaba diye kontrol ettiğim sevgili arkadaşımın, yirmi yıl içinde yediği aşk kazıklarından benim içim şişti!

Çeşitli badirelerle geçen yılların ardından, ben de artık tanıştığı her kadın için ‘bakalım bu fettan bizim oğlana ne fenalıklar yapacak?’ şeklinde düşünür oldum.

Kadınların da erkeklerin de kafalarında tozpembe hayaller havada uçuşsa da…

‘Aşk entrika sever, kimse meleklere aşık olmaz.’

Bu içeriğe yorum yapın.