Yılbaşındaki büyük ikramiye, süper loto, online bahis oyunları ya da kumarhaneler… Vaatleriyle pek çok insana düşler kurdurtan ve zamanla kendisine bağımlı kılan büyücüler…

Peki, neden bu kadar çok şans oyunlarına ve kumara düşkünüz?

İşte cevabı…

Canlıların verdiği tüm tepkilere davranış denir. Yani terlemenizden yürümenize, küfür etmekten kalbin atmasına kadar hepsi birer davranıştır. Davranımın oluşmasında beynimiz, merkezi bir öneme sahiptir.

Bu yazıda ise daha çok öğrenme modelleri üzerine davranışsal tepkileri inceleyeceğiz ve davranışın nasıl oluştuğunu milli piyango ve sayısal loto gibi yasal ve kabul edilmiş şans oyunu adında kumar kuramları üzerinden ele alacağız.

Öğrenmenin en temel yapı taşı ödül veya pekiştireçlerdir. Sayısal loto veya kollu makinelerin oynanmasındaki temel mantık ise, sonunda bir ödül olmasından kaynaklanıyor olmasıdır. En basit izahatla ödülün, selamlaşma gibi sıklıkla yaptığımız günlük rutinlerimizde bile yatıyor olmasıdır. Örneğin; tanıdığınız bir kimseye selam verdikten sonra sizin selam vermenize devam etmeniz, aslında onun sizin selamınıza verdiği yanıt tepkidir. Bu durumda sizin selam verme davranışınız karşınızdaki tarafından ödüllendirilmiş/pekiştirilmiş ve bu davranışın devam etmesine olanak sağlamış olmaktadır. Ancak tanıdığınız kimsenin size selam vermeyi kesmesi bir süre sonra sizin de selam verme davranışınızda sönmeye yol açacaktır. Buradan çıkartılabilecek sonuç ise davranışın devam etmesinde ve sönmesinde ödülün/pekiştirecin varlığı ve sürekliliği olacaktır.

Rastgelelik ve umut
Milli piyango gibi talih oyunlarında birey, belli olmayan ancak mutlak! bir ödüle ulaşmak için risk alma davranışında bulunur. Kollu makine örneğini ele aldığımızda müstakbel bağımlı kişi, makinenin ne zaman ve ne kadar miktarlarda ödül vereceğini bilmediği için jeton atma davranışını devam ettirir. Birkaç denemeden sonra aldığı 10 jeton ödülün ardından bireyin tatmin eşiği en az 11 ≥ jeton olacaktır. Makinenin rastgele ödüllendirmesi bireyin makinenin karşısında daha fazla vakit geçirmesini yani jeton atma davranışının devam etmesini pekiştirecektir. Bunun en temel mantığı, bir organizma olarak insanın ne zaman ve ne kadar miktarda ödüllendirileceğini bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu da kazanma şansını arttırdığı gibi makinenin önünde geçirdiği zamanı veya oynanan talih oyunuyla kurulacak ilişkinin artmasını sağlayacaktır.

Diğer yandan bakılırsa, daha entelektüel ve soyut açıdan “umut” kavramının gelişmesine izin verebileceğini de söyleyebiliriz. Soyut olarak edinilen bu kazanç, ödüle ulaşmak için kullandığımız araç ile kurduğumuz ilişkiyi daha fazla pekişmesine olanak sağlayacaktır.

Elbette davranışın oluşumu bu kadar mekanik değildir. Bağımlılıklar veya davranışlarımız, kişiden kişiye göre elbette değişim gösterebilmektedir. Evrimsel gelişimlerimizden, erken çocukluk dönemi deneyimlerimizden, temel inanç ve nörofizyolojik değişimlerimize kadar birçok sebeple davranışsal tepkilerimiz oluşmaktadır.

Kumarbaz dialektiği
Bununla birlikte kumar teorisinde bilinen en eski çalışma bir edebi eser olarak da karşımıza çıkmaktadır: Dostoyevski’nin Kumarbaz’ı.

Freud’un Kumarbaz dialektiğinde kumar, babayı cezalandırma ve bir çeşit masturbasyon (kendisel tatmin) olgusu üzerinden aranmakatadır. Daha bunun gibi birçok psikoanalitik, davranışsal ve bilişsel ve hatta siyasi kuramlarla kumar ve talih oyunları oynanmasının nedenlerini aramak mümkün. Bundan sonrası sizin hangi rakamları işaretleyeceğinizden, ne kadar jeton atmanıza ve hatta yeni yıl gecesinde TRT’de neden kaldığınızı sorgulamanızla devam edecektir.

Alkım Seven
Nöropsikolog

Bu içeriğe yorum yapın.